4 Ağustos 2026 Salı

oğul

uzun zaman sonra yazınca, çok da en önemli detayı anlatamadığımı fark ettim. benim için, belki, tüm hayatım boyunca yaşadığım en özel, en değerli an olduğu için, sadece bununla ilgili bir yazı yazmak istedim.

işteydim o gün. öğleden sonra bir mesaj geldi eşimden. “sancılarım başladı, hastaneye gidiyorum” diye. daha erken doğması beklenmiyordu ama oldu işte. toplantıyı yarıda bırakıp çıktım, arabaya atladım. trafik, kırmızı ışıklar, her şey yavaş geliyordu. kafamda tek düşünce vardı: yetişebilecek miyim?

hastaneye vardığımda neredeyse bitmek üzereydi. doktorlar “içeri girebilirsiniz” dediler. ameliyathaneye girdim. eşim ameliyat masasında, yorgun, solgun. ben de eldivenleri, önlüğü giydim, yanına geçtim. elini tuttum. o da benim elimi sıktı.

sonra bir anda o küçük ses çıktı. ağlama sesi. doktorlar hızlı hızlı bir şeyler yaptı, temizledi, sardı. sonra o küçük paketi bana doğru uzattılar.

kucağıma verdiler.

o an... nasıl anlatayım bilmiyorum.

kucağımda o kadar hafif, o kadar sıcak bi şey. hareket etmiyordu neredeyse, sadece nefes alıp veriyordu. ben de donup kalmıştım. ellerim titriyordu. “bu benim oğlum” demeye çalışıyordum kendi kendime ama kelimeler yetmiyordu. sadece bakıyordum. bakıyordum ve içimde yıllardır boş kalan bi yer bir anda doluyordu.

o eksiklik... yıllarca hissettiğim, isim koyamadığım, bazen yalnızlık bazen de “bir şeyler eksik” diye döndüğüm o boşluk. o an kapandı gibi geldi. sanki hayatımın o ana kadar yaşadığım bütün dağınıklıkları, bütün yarım kalmışlıkları birden anlam kazanmıştı.

başımı eğip alnına dokundum. kokusu vardı. o yeni doğmuş bebek kokusu. gözlerim doldu, tutamadım. eşim de yarı baygın halde bana bakıyordu. ben sadece o küçük bedeni tutuyordum. tutuyordum ve bırakmak istemiyordum.

o gün, o an, o kucak, o nefes...

hâlâ bazen gece yatağa yattığımda o anı düşünüyorum. sanki o kısa süre içinde bütün hayatımın en gerçek anını yaşamışım gibi.

şimdi onu gördüğüm günlerde de aynı şey oluyor. kapıyı açınca bana doğru koşup “baba” demesi, bacaklarıma sarılması... o ilk kucakladığım anın devamı gibi geliyor.

o kucağa aldığım ilk saniye için her şeye değerdi.