28 Ağustos 2012 Salı

iş, etik, vicdan

iş ortamında kimseye güvenmemek lazım. bu kişi arkadaş kategorisinde bile olsa. hatta belki enaz onlara güvenmek lazım. çünkü ençok onların kelekleri insanın canını sıkıyor. 

yukarıdakilere yazdıracak bir iş günü yaşadım. başkasının emeği üzerine nasıl konulur, nasıl reklam kokan işler asıl işlerine tercih edilir tekrar gördüm. midem defalarca bulandı. vicdanımla onurumla gurur duydum. 

ne mutlu bana.

22 Ağustos 2012 Çarşamba

olan biten

selam herkese.

öncelikle geçmiş bayramınız kutlu olsun. yani umarım olmuştur :) kısa da olsa bir tebrik yazamadım. daha doğrusu yazmak istemedim. blogu açınca olup biteni anlatırım diye korktum açıkçası.

ufak ufak bir yığın şey oldu son bir haftada. ahmet'le uzun telefon görüşmemiz, yakışıklıdan gelen bayram tebriği, annemin facebook'tan daha önce gösterdiği kızla bayramda karşılaşmamız. 

bir de aldığım bir mail istemediğim şekilde platonik bir aşkın ortasında kaldım. bilmemem gereken şeyler öğrendim. üstelik olaydan habersiz olan kişiyi de tanıyormuşum falan filan.

ruh halimi sorarsanız. iyi sayılmaz. bir memnuniyetsizlik var üzerimde. tatminsizlik. dönemsel bişeydir belki. geçer diye umuyorum.

12 Ağustos 2012 Pazar

özetle

bir yığın şey yazdım ama sildim sonra. kısa ifade etmek gerekirse resimdeki gibiyim. hayata bi s..tir çekesim var.

foto= tumblr, luaneduart

8 Ağustos 2012 Çarşamba

badman


pazar akşamını anlatmadım. çok ilginçti. dışarı gezmeye çıkmıştım. 12 gibi geldim eve. yolda bir arkadaş aradı ama yine eşref saatim tutmuş arabada son ses sevdiğim şarkılara eşlik ediyorum diye duymamışım. eve çıkınca farkettim. aradım açmadı. sonra o aradı. yatak odasının penceresini havalandırmak için açtığı anda içeriye 2 yarasanın girdiğini ve yatağın üstünde daireler halinde döndüklerini söyledi. hatta ilk aradığında iki tane imiş. sonra 3 olmuşlar. önce çağırmak istemiş ama geç olunca gerek yok dedi. ben kapıyı kapat çıkarlar dedim ama "onlar çıkmadan uyuyamam. yuva falan yaparlar" diye korktu. bu arada nette yarasa nasıl kovulur diye bakmış, yarasanın korkunca işediği, sidiğinin de kör ettiğini falan öğrenmiş. bazı yarasaların kuduz olduğunu falan. acayip korkmuş :) 

gelme gelme diye ısrar edince kapattım telefonu ama sonra içime sinmedi. indim aceleyle gittim yanına. bi girdim eve, yatak odasına 3 yarasa :) o yaklaşma dese de elime sopa gibi birşey aldım odaya daldım. geri çekti. ısırırlar diye bişey verdi uzun kollu, bi de yarasalar ölür diye sopayı aldı süpürge gibi birşey verdi. yaklaşık 10 dakika süpürgeyi havada savurdu. o kadar yoruldum ki iki de bir kol değiştirdim. son psikopat yarasa çıkarken ben sırılsıklam olmuştum. havlu verdi kurulandım. çıkacaktım ki; "ya uçmayan saklanan kaldıysa" dedi. koca adam ciddi ciddi korkmuş :) neyse, kaldım o gecede orada. sabah erkenden döndüm eve. o da hemen o akşam pencereye sineklik gibi birşey takmış. 

yalnız olan kollarıma oldu. o günden beri iki kolum ve omuzum ağrıyor :)

5 Ağustos 2012 Pazar

rüyada öpüşmek

of çok kötü bir rüya gördüm. kabus da denebilir. şimdi bizim müşterilerimiz hepsi ayrı bi dünya ama içlerinden biri korkunç bi şey. rüyamın başrolünde o vardı. benden 7-8 yaş büyük, akıllı ama kendini herkesten akıllı sanan bu adam kendine hayır demeyen insanlarla çalışmayı seviyor. her dediğine evet diyemeyenleri de işinden edecek kadar gözü dönmüş, acımasız. en son benle uğraşmıştı yakın bi zaman önce. işyerime benimle ilgili baskı yapmıştı. geçenlerde de şirkete gelmişti. tenhada görünce gidip konuşmuş, bi yanlış anlama varsa gidermeye çalışmıştım. kısa sohbetin sonunda birbirimize övgülerle yalancı gülücüklerle bitirdik sözlerimizi. ama ikimizde birbirimizi sevmediğimizi biliyoruz :) 

neyse, rüyaya döneyim. saçma sapan bir rüya. ailemi falan da gördüm. bi şekilde aynı ortamdayız, bu adam da var. hiç olmadığı kadar içten gülümsüyor bana :) sonra bişey sormak için yaklaşıyorum yanına. hatta bir iki şey konuşurken sarılıyor bu bana. ben ailem görecek diye tırsıyorum bi yandan. bu beni yere çekip öyle sarılıyor. hatta öpüşmeye başlıyor. dili bi garip yalnız. dilinin ön tarafında, dilin içine yerleşmiş dikdörtgen şeklinde sert bişey var. adam beni öpüyor ama ben hala "bu dilindeki ne lan" diyorum kendi kendime. "işte artık düştün elime" diyorum adama bakıp :) bi yanyan da aileme bakıyorum gördüler mi diye. sonrasını anlatmayayım, erotik kategoriye girer :) çok şükür ki porno sayılacak şeyler olmadan uyandım :)) yada oldu da hatırlamıyorum.

durduk yere niye böyle bir rüya gördüm anlamadım. üstelik sinir bi durum. şimdi pis herif seksi birine dönüşecek gözümde. umarım karşılaşmayız uzun bir süre.

3 Ağustos 2012 Cuma

burkulma

bugün biraz uykusuzdum. gözlerimi açamadım öğle saatlerine kadar. bi de saçları kestirdim öğlen arada :) ama az daha uyuyordum traş olurken :)) saçlar yine kısacık oldu. bıyık, kirli sakal ve kısa saç üçlemesini çok seviyorum sanırım. hem kendimde, hem başkasında :)) 

öğleden sonra gergin bi toplantı sayesinde uyandım :) iş çıkışı da bizim ekipten bi arkadaşa iftara davetliydim. aslında 2 yıldır çalışıyoruz ama ilk defa aile ortamını gördüm. evin iç tasarımına seçtikleri renklere mobilyalara perdelere bittim. aslında çok düşkünü değilim bu işlerin ama bu ev de çok güzeldi ya. ben de ara ara düşünüyorum yenilesem mi salonu diye. hani parasını geçtim bunun için mağaza mağaza dolanmak ve o taşıma zahmetleri falan acaip gözüme geliyor.

bu arada bugün akşam arabaya binerken sağ ayağım burkuldu. nasıl bi acıdır bilenler bilir. bi 5 dk arabada koltuğu yumrukladım. şuan iyiyim. tabii sabaha şişmiş görürsem şaşmam. yine de krem falan süreyim ben uyumadan.


neyse, yatayım. iyi geceler.

1 Ağustos 2012 Çarşamba

tazelenme ihtiyacı


geçen hafta verimsiz bir haftaydı açımdan. iş konusunda yani. ama spor yapmak konusunda çok iyiydi. üzerimdeki hamlığı attım diyebileceğim kadar çok spor yaptım. aslında elimden geldikçe haftada en az iki kez spor yapmaya çalışıyordum. ama otellerde böyle sırılsıklam terletecek düzeyde bir spor yapmak zor. bi de spor kafamı boşaltmam için de iyi oluyor.

haftasonu dostlarla iftar yaptık. daveti itirafı yaptığım dostum yapmıştı. hatta bu seferki organizasyonun sorumlusu da oymuş. güzeldi, güldük eğlendik. sarıldım hepsine doya doya. tabi itirafta bulunduğum dostuma daha dikkatli ve az sıkı sarıldım. nolur nolmaz. beni yanlış anlayıp, benden korkacağı bir duruma sebep olmamak lazım.

bugün yakışıklıyı gördüm bi de. o beni görmedi. bişey alıp eve dönerken evinin önünden geçtim arabayla. oralarda olabilir diye bakarken eve doğru yürüyordu. garip oldu içim. ama yapacak bişey yok dedim kendi kendime. eve geldim. biraz daha düşündüm. sonra hata ettiğimi anladım. geçmiş bitmiş bi durumun beni bu kadar etkilemesine müsaade etmemek lazım sonuçta. haberler, müzik, film derken geçti. 

aslında çok garip bişey insanın bazı şeyleri geçmişte bırakabilmesi. hem rahatsız ediyor insanı kolay unutan basit biriymişim gibi, hem de güven veriyor gelecek adına. bugün daha çok güven verdi. ben geçecek demiştim, geçiyor işte. daha da mutlu olacağım günler de gelecek mutlaka. bu konuda kadere güvenim tam :) tabi ben de elimden geleni yapacağım bunun için. bunun için derken sadece aşk sevgi anlaşılmasın. insan bunlar olmadan da çok mutlu olabiliyor sonuçta. şudur diyeceğim bişey yok aklımda ama sanırım bana beni iyi hissettirecek bir yenilik lazım. gittiğim salondaki yoga plates kurslarına katılabilirim ya da üniversitede ders verebilirim mesela. haftada bikaç saat. asistanlık günlerimde nefret etmiş olsam da şimdi acaip rahatlatıcı olabilir haftada bi iki saat farklı yüzler görmek. tabii bu seçeneği çok daha ciddi düşünmem lazım. uzattım bu defa. ama sanırım dertleşmiş gibi oldum. dinlediğiniz için teşekkürler :) ve herkese iyi geceler ;)

foto= mutfakdefteri.com

24 Temmuz 2012 Salı

oruç deneme 1 2

yine uzattım arayı. acil bi seyahat etmem gerekti. işle ilgili. yorucuydu ama döndüm haftasonunda. onun dışında değişen birşey yok hayatımda. itiraf sonrası dostumla da muhabbetim de azalma ya da bozulma olmadı. bu anlamda da rahatladım. iyi gidiyor hayat şimdilik.

bugün oruç tutmayı deneyeceğim. kalkıp hafif bişeyler yedim. bol bol su ve çay içtim :) sanırım en çok buna ihtiyacım olacak. 

bi de annemin yeni bir atağı var şu ara. bi kız bulmuş. bilmem kimin nesiymiş. facebook'tan zorla bi kıza baktırdı bana :) beğendiysen gel görüş tanış diyor. yorum yapmadım. "yoğunum şu ara, bakarız" diye geçiştirdim. güzel düzgün bi kız görebildiğim tek resimden anladığım kadarıyla. ama ben böyle tanışların içinde olduğu, bi buluşmanın bile evlilik detaylarına dönüşebildiği bir buluşmaya cesaret edemem şu ara. istanbul ve ben, iyiyiz şimdilik.

10 Temmuz 2012 Salı

yeni arkadaşlarım

geçen anlatacaktım yarım kaldı. şu iş seyahatimde tanıştığım arkadaşlardan bahsedecektim.

sıkış tıkış bir arjantin restoranında tek başıma yemek yerken yanıbaşımda türkiye'den bahseden 4 kişilik bir grup vardı. kötü şeyler söylemiyorlardı, zaten biri kalkan'dan yeni gelmişmiş. tutamayıp, "i am turk" diye selamladım. önce gülüştük. sonra kısa konuştuk. ikisi sevgili idi. ingiliz onlar. diğer çocuk italyan, diğer kız da japon'du. ne ekip ama :) yemekten sonra bi yere gidiyorlardı davet ettiler. takıldım onlara. ne cesaret benimkisi de. enazından benim gibi biri için cesaret. muhabbetleri çok güzeldi. daha sonra da 2 kez biraraya geldik. hatta biri ev aile ortamıydı. sicilyadan çok uzakta bir italyan aile ortamı. kendimi ilk defa bu kadar rahat hissettim henüz tanımadığım insanların yanında.

benim için istisnai bi durum oldu ama güzeldi. buraya davet ettim hepsini. mutlaka geleceklerini söylediler. facebook arkadaşı da olmuştuk orada iken. ben girmemiştim bi süredir resimleri tag'lemişler, olay olmuş. arkadaşlar "ne iş" diye sordular :) 

özetle şu: samimiyetin milleti yok :)

6 Temmuz 2012 Cuma

itiraf sonrası

demin yorumları okuyunca cesaretlenip aradım dostumu. nasıl olduğunu sordum. iyi olduğunu söyledi ve asıl benim nasıl olduğumu sordu. "bilmem" dedim. istersem görüşmek istediğini söyledi. haftasonu bursa'da olacağımı ama pazar akşam dönmüş olacağımı ve görüşebileceğimizi söyledim. ekstra bişey çıkmazsa buluşacağız bakalım. 

onun dışında iyiydi son iki gün. bu akşam da çıkışta arkadaşlarla yemek yedik bir yerlerde. yemek kötüydü ama sohbet güzeldi. yurtdışından konu açılınca yemekteki bir arkadaşın yurtdışı anılarını dinledik, gülmekten gözlerimiz yaşardı. şimdi bile aklıma geldikçe gülüyorum. :))

3 Temmuz 2012 Salı

itiraf

aslında bi daha yazmam diye düşünmüştüm. bir veda yazısı bile yazmayacaktım. moralim bozuktu, çok yalnız hissediyordum, üzgündüm vesaire.

uzaklaştım biraz buralardan. uzun bir iş seyahati oldu. sanırım son 3 yıldır yaşadığım en uzun seyahatti. farklı geçti bu defa. epey bi kısmında yalnızdım. yani işyerinden birileri yoktu yanımda. haftasonları gezdim bol bol. hatta arkadaşlar bile edindim. onu ayrıca anlatırım.

dün çok farklı bir gündü, daha doğrusu akşamdı. bizim ekipten benim gibi bekar olan dostum aradı. "özledim, görüşelim" dedi. tabi böyle içten ve samimi sözler herkes gibi benim de ruhumu okşuyor. mesaiye kalacaktım, iptal ettim. hatta erkenden geldim bişeyler hazırlarım diye. geldi, hoş beş yemek derken. sohbet ettik uzun uzun. dertleştik anlatabildiğim ölçüde. muhabbetin gidişatı, yılların verdiği arkadaşlık. garip bi ortam oldu. sanki bişeyler söylememi bekler gibi bir hale girdi. "evet, camı ben kırdım" demek zorunda kalan bir çocuk gibi hissettim bi ara. sonuçta birbirimizin hayatındaki biçok şeyi biliyoruz yıllardır. ama o bişeylerin eksik kaldığının farkında. bunu da bikaç kez net ifade etmişti. 

dün akşam farklıydı bu yüzden. belki yaşadığım ayrılık, uzun süren iş seyahati falan da beni böyle bir moda soktu. "nasıl söylenir bilmiyorum" diye mırıldandım. "evet, dinliyorum" dedi. bikaç giriş cümlesi daha kurmaya çalıştım ama saçmalıyordum resmen. o an gözgöze geldik, sarılıp ağlayacak gibi oldum. o garip histen de cesaretlenerek pat diye "ben biseksüelim" dedim. gözleri irileşti önce sonra normale döndü. bakamadım zaten, tepkisini anlamak için bakıyordum gizliden. elini omzuma koydu. biraz öyle sessiz durduk. "tahmin ediyordum" dedi. böyle demesine şaşırdım biraz. soramadım sebebini hatta utandım. sustuk öyle. belki bi onbeş dakika öyle kaldık. yine o girdi lafa. "bana bu konuda güvendiğin için teşekkür ederim" dedi. zaten dolmuştum ben o ana kadar. kendimi tutamayıp sarılıp ağladım."üzülecek bir durum yok, sakin ol" dedi. sorgulamadı hiçbirşeyi, yorum da yapmadı. biraz daha durduktan sonra müsaade istedi. çıkarken "için rahat olsun, bu aramızda kalır" dedi. "biliyorum" dedim. bi daha sarıldık. sonra gitti. tabii ben uyumadım gece üçe kadar. yatakta bi o yana bi bu yana. pişmanlık değil ama hani doğru mu yaptım yanlış mı yaptım diye düşündüm.

bugün aramadık birbirimizi. muhtemelen benim rahatsız olmamdan çekindi. aslında ben hala biraz utanıyorum. hani kendinden utanır mı insan. utanabiliyormuş. yanlış bi his belki, ama bi süre böyle olacak sanki. sonrasını bilmiyorum.

bu arada istanbul'u çooook özlemişim. haftasonu da bursa yapmam lazım. annemi babamı kardeşlerimi de çok özledim. 

10 Haziran 2012 Pazar

dostlarla piknik

saat pazar'ın 7si. ama ben 6 gibi kalktım :) 
piknik yapacağız dostlarla. çoktandır ikili üçlü değil de topluca biraraya gelmek istiyordu herkes. çocuklar bebekler de olacak. ben biraz bişeyler hazırlıyorum. sonra da yoldan bi arkadaşı ve eşini alacağım.

çok güzel bir gün olacak hepimiz için. 
tavla, voleybol, ve bizim kızların değişmez eğlencesi ip atlama. 

herşeyi geçtim de çook ihtiyacım var hepsine birden yakın olmaya. bu açıdan çok iyi olacak

foto= thisisjorge.com

7 Haziran 2012 Perşembe

onsuz hayat

alışıyorum yavaş yavaş
biraz bira, biraz müzik, biraz ağlama nöbetleri.
ama sorun yalnızlığa alışmaktan çok onsuzluğa alışmak...............

bu arada iki şiir yazdım yarı ayıkken. açıp açıp okuyorum :) sanırım okudukça içim hafifliyor. kendi kendime "gerçekten sevmişim" diyorum :) hatta biraz gurur yapıp "sevginin hakkını vermişim" diyorum.

bu his acımı hafifletiyor. 
çok komik aslında. 
insan böyle anlarda ufak detaylara bile sığınıp kendini aklamak istiyor. belki o da şuan kendince sebepler bulup beni kabahatli buluyordur. 

neyse

ben onu hala seviyorum. belki zamanla hislerim azalacak ama ölünceye kadar da seveceğim. daha önce hayatıma yön veren iki insan için böyle olmuştu.
ama işte alışmak olayı zor. zaman lazım tekrar huzurlu olmak için.

2 Haziran 2012 Cumartesi

....

bitti. 10 gün oldu.

iyi olmaya çalışıyorum. iş, dostlar, aile. geçecek.
zor. çok zor.

neyse. üzgünüm sadece.


16 Mayıs 2012 Çarşamba

kir


konuştuk yakışıklıyla. tekrar tekrar anlattım gerçek durumu. karşıma tekrar çıkma ihtimali olan eski kız arkadaşımı ve bikaç kişiyi daha anlattım, gerçi çok eskiden anlatmıştım üstü kapalı. dinlerken gerildi. yüzü değişip durdu ama artık sütten çıkmış ak kaşık gibi durmak istemiyorum karşısında. ama "o...pu" gibi de hissetmek istemiyorum. şu da var, ikimizde biliyoruz ki o da benden çok farklı değil. yurtdışı ile bildiğim dönüş sebeplerinden en önemlisi bile birisi sonuçta.

neyse tüm hafta "geçmişle ilgilenmeyelim" diye motive etmeye çalıştım onu ama hazmetmesi zaman alacak. 3 kez biraraya geldik ve onlarca telefon konuşması oldu geçen hafta ama kendini tutuyor anın tadını çıkarmamak için. tam içten bişeye gülüyorken aklına anlattıklarım geliyor sanki somurtuyor aniden. o anlarda kendimi pis kirli bi adam gibi hissediyorum. en kötüsü de cumartesi oldu. kahvaltı yapmıştık sonra salona geçtik sarıldım ona. o da sarıldı sonra birden kolunu bıraktı ve hafifçe itti beni. aklından ne geçti niye öyle yaptı soramadım bile. tek yapabildiğim sinirden lavaboya gitmek oldu. ağlayacak gibi oldum, yüzümü yıkadım ve hiçbişey olmamış gibi döndüm yanına. zaten çıkmak istedi bi yarım saat sonra, ben de pazar gidecektim ama o çıktıktan biraz sonra yola çıkıp bursa'ya gittim anneler günü için.

annem, bitmeyen terketmeyen küsmeyen kızmayan aşkım. güzeldi yine aile ortamı. iyiyim şimdi. ama iş yoğunluğu var, o biraz sıkıyor. olsun, sorun iş olsun. yakışıklı biraz rahatlasın da ben mesai yaparım.

kutlayamadım, geçmiş de söyleyeyim.
tüm annelerin anneler günü kutlu olsun.

foto=flickr, libano

7 Mayıs 2012 Pazartesi

yalan

bi hafta oldu. lanet gibi bi hafta. tam işyerinde ortamı toparlayıp, işlere yoğunlaşmıştım.geçen hafta p.tesi ahmet aradı beni.istanbul'da olduğunu söyledi, blogumu ve yaşadığım durumları da bildiği için dışarıda buluşma teklif etti. tüm pazar yakışıklı ile geçirdiğim için p.tesi görüşmesek de sorun olmaz diye düşünüp ahmet'i eve yemeğe davet ettim. zaten sonrasında yakışıklıyı aradım, onun da akşam arkadaşlarıyla buluşması varmış.

neyse ahmet geldi biraz gecikmeli de olsa, sohbet muhabbet yemek derken epey eğlendik.muhabbet konularını yazamıyorum, özellikle onunla ilgili bişey yazmamamı istedi. bi ara yakışıklı aradı, balkona koştum. "nerede" olduğumu sordu. "hala arkadaşlarlayım" dedim."tamam, sonra görüşürüz" dedi. ahmet "o mu" dedi, "evet" dedim biraz utanarak. biraz daha oturup çıktı. 

saat geçti ama aradım yakışıklıyı. uykuluydu, kısa konuştu. sonraki gün aradım, açmadı. birer saat arayla iki kez daha aradım açmadı. bi daha aradım, meşgule aldı ve sonra da telefonunu kapattı. işyerini aramak geçti aklımdan ama yapmadım. sebebinin ne olduğunu düşünmeye çalıştım ama asıl durum aklıma hiç gelmedi. yarım saat kadar sonra kendi aradı biraz sinirli bir şekilde anlattı. akşam biz ahmet'le otururken yakışıklı gelmişti kapıya. arkadaşlarını erkenden ekip, mado'dan dondurma almış. ben eve gelmeden girip sürpriz yapacakmış. ama tam asansörden çıkmış kapıyı açacakmış ki; ses duymuş içeriden. anlatımından anladım ki; o an onu çook ama çok üzmüşüm. hatta eve dönmüş, ağlamış. 

üzüntüsünü hafifletmek için değil ama dürüst olmak için ona gerçeği anlattım. zaten geçmişimde özel birinin varlığını biliyordu. ama onunla arkadaş kaldığımı bilmiyordu. hiç yorum yapmadan dinledi. sonra da uyumak istediğini söyleyip kapadı telefonumu. haftasonuna kadar görüşmedik hiç. ahmet aradı tekrar görüşmek için, ama onunla da görüşmek istemedim. yoğun telefonlarım sonrası haftasonu bir kahvaltı yapabildik yakışıklıyla. toplasan 10 kelime çıktı ağzından tüm kahvaltı boyunca.

üzüldüm sebep olduğum bu duruma ama henüz izlerini silmiş değilim. keşke zamanı geri getirebilseydim. yine de henüz yumuşamasa bile beni anladığını hissettim. biraz sabırlı olmaya çalışıyorum. sıkmadan, kontrolün onda olduğunu hissettirerek. ama içim içimi de yiyor açıkçası.

28 Nisan 2012 Cumartesi

olaylı hafta


biliyorum, yine uzun bi ara verdim yazmaya. ama yazacak durumda değildim pek. tatil dönüşüm sonrası ofiste garip bi ortamla karşılaştım. dedikodu mahiyetinde şeyler olmuş. geçenlerde bi yazıda da bahsettiğim iğrenç insanın saygısız tavırlarına bikaç gün dayanabildim. sonrasını hatırlamak bile istemiyorum. iş hayatımın en sert ve saygısız tartışmasının içine girdim. tartışmanın sonunda da masama gelip eşyamı alıp çıktım. ama hem bu kadar gergin hem bu kadar hafiflemiş olduğum bi durumu yaşamamıştım. biçok insanın yapmak isteyip yapamadığı şeyi yapmıştım.

akşam genel müdür aradı, yanında da benim yöneticim vardı. durumu anlattım, anlarmış gibi yaptı ama en ufak fikrinde bi değişim olduğunu düşünmedim. ne de olsa anlamadığım bir şekilde onu hamisi gibi davranıyor. bana onu haklı çıkarmaya çalışınca "kusura bakmayın ama onu neden bu kadar koruduğunuzu anlamıyorum, sizin dışınızda herkes onun hakkında farklı düşünüyor" dedim ve daha uzatmadan sustum. aslında o an sert çıkışsa bildiğin istifa etme noktasına gelecektim ama şaşırttı beni ve sustu. sanırım haklı olduğumu düşündü bir an :) neyse, güldüğüme bakmayın. şimdi yazarken bile geriliyorum. neyseki o geceyi yakışıklı ile geçirdim de yatıştım.

işe gitmedim sonraki gün. insan kaynaklarından aradı, zaten arkadaşım. bi süre işe gelmek istemediğimi, o öküzle karşılaşmak istemediğimi ve uzaktan çalışacağımı söyledim. "tamam ben bi şekilde anlatırım" dedi, sonra da aramadı zaten. yakışıklı bursa'ya gitmemi tavsiye etti. bunu bi emir sayıp yola çıktım. surpriz oldu bizimkilere de ama cidden iyi geldi bu bikaç bana da onlara da. 

biraz önce geldim istanbul'a, yakışıklıyı bekliyorum yemeğe çıkmak için. onu beklerken olanları yazmak istedim. 

aslında başka bişey daha oldu ama onu da ayrıca anlatırım :) 

19 Nisan 2012 Perşembe

refakatçi

yazamadım.uzaklardayım yine. ama iş için değil.
yakışıklının işyerinde bi durum oldu, bi haftalığına buraya gelmesi gerekti. ben de hazır fırsat, atlayıp geldim onunla. pek birlikte gezme fırsatımız olmuyor ama güzel yine de akşamları birlikte takılmak. ben gün içinde yakın şehirlere gidip geldiğim bile oldu. yada dizi izliyorum otel odasında :) 

uzun süredir olmadığım kadar iyiyim şuanda. ama özledim evimi. 
neyse, döneceğiz iki güne zaten. 

detayları o zaman anlatırım artık :)

13 Nisan 2012 Cuma

ne görüyorsun

tumblr'da gördüm. hoşuma gitti. ama benim gördüğümden anladığımdan çok sizin aklınıza neler getireceğini merak ettim?

o zaman sorayım, sen ne görüyorsun üstteki resimde?

foto=tumblr, greenoha

11 Nisan 2012 Çarşamba

fırında tavuk


uff çok sinir oldum.

yakışıklı erken çıkmış bugün alışveriş yapmış. sonra da yemek hazırlamış, hatta tatlı bile. ben yoldayken aradı, sürpriz oldu. bi tek su kalmamış evde, onu al gel dedi. "ne hazırlamış sevgilim?" diye sordum, söylemedi. ısrar ettim. söyleymek için patavatsızlık edip "ya söyle, sevmediğim bişeyse biyerlerde atıştırıp geleyim" dedim. fırında tavuk ve pilav yaptığını söyledi. ikinci kez patavatsızlık ederek "öğle yemeğinde de aynısını yedim" dedim. ama hakkaten öğle yemeğinde aynısını yemiştim :( gerildi, kızdı biraz. hatta mır mır bişeylerde söyledi, telefonda duyamadım. "şaka yapmıştım" desem de dinlemedi, sonra kapattı. ben de aramadım. arabayı çekip markete girdim, su aldım, başka bi iki şey aldım. telefonun üzerinden 10 dk geçmişti ki yakışıklı aradı tekrardan. "gelecek misin?" diye sordu, hiçbişey olmamış gibi "geliyorum" dedim.

eve vardım, kapıyı açtı. sarıldım ama soğuktuk ikimizde. yemekte bir iki gülüştük ama ikimizde kızgın ve kırılmışız. garip bi durumdu. aynı gün içinde ikinci kez aynı yemeği yememe rağmen çok güzeldi. tatlıyı yerken tam moralimiz yerine gelmişti ki, annesi aradı. misafirleri gelmiş, çıktı o da.

demin de aradım, özür diledim. cevap olarak beni sevdiğini söyledi. keşke bunu yanyana iken yapabilseydik :(