28 Ekim 2012 Pazar

loser

öncelikle iyi bayramlar herkese.

nasıl yazılır bilmem ama özetle her denemesinde eli boş dönen bi adam modundayım. bahsettiğim kızla başlayan şey de çok öteye gitmeden sonlandı bayramın ikinci günü itibariyle. daha doğrusu reddedildim, "arkadaş olalım, kalalım" teklifi aldım. nedeni, nasılı önemsiz. sadece tek bildiğim bu defa çok çaba harcadım hem kendimi ikna etmek için hem karşımdakini kendime inandırmak için. 

neyse ki ailemleyim, sağlıklıyım. dönünce istanbul'a herşey yine en baştan başlayacak. bomboş bir kafa. bomboş hisler.

biliyorum yazamadım uzun süredir, yazılanlara da cevap veremedim. ama uygun bir zamanda daha kapsamlı yazacağım.

tekrar iyi bayramlar

7 Ekim 2012 Pazar

değişen hayaller


hayat ne garip.

bundan bikaç evvel bir erkekle hayat kurmayı hayal ederken, şimdi aynı şeyi bir kadınla düşünüyorum.

2 haftadır yurtdışındaydım. cuma gece geldim. c.tesi sabahtan da bursa'ya geçtim. hem bizimkileri ziyaret hem de bahsettiğim kızla buluşmak için. aile ile ilgili kısmı anlatmıyorum, güzeldi her zamanki gibi. kızla buluştuk öğlen yemek yiyelim bahanesiyle. sonrasında da başka bi yere geçtik. güzel geçti vakit. birbirimizi tanıma adına önemli şeyler konuştuk farkında olmadan. aramızdaki yaş farkının (9 yaş) problem olabileceği ihtimali silindi kafamdan. sevdiğim yada hoşlandığım insanların çoğunda da var olan tasavvufa ilgi olayını onda da görmek sürpriz olmadı. hatta düzenli olarak namaz kıldığını da öğrenmiş oldum. bunlar beni düşündürdü biraz. sonuçta bıraktım geçmişi, şuan itibariyle ben çok başka bi ortamın içindeyim. iş ortamım, arkadaş ortamım, dost ortamım, kendi alışkanlıklarım. 

anneme çıkarken kızla buluşacağımı söylediğim için dönüşte rapor istedi resmen. ben güzel şeyler söyledikçe ağzı kulaklarına ulaştı kadının :)

bugün de buluşmak istedim ama başka arkadaşlarına çok önceden sözü olduğunu söyledi.çok da ısrar edemedim. ben de belki bizim tayfadan bir ikisi ile bi çay içerim bi yerlerde. sonra da yola düşerim.

foto: diogenesii.wordpress.com

19 Eylül 2012 Çarşamba

hata

bazen olmak istediğimiz kişi ile olduğumuz kişi birbirinden çook farklı olabiliyor. dün ben öyleydim mesela. niye diye sorunca kendime mantıklı bi cevabım da yok. 

off neyse yazmamalıydım.
unutmalıyım.

16 Eylül 2012 Pazar

itiraf sonrası 2

dün hayatımdaki en ilginç dialoglardan birini yaşadım. şu itirafta bulunduğum dostum geldi. kaçtır "çağırmıyorsun" diye laf sokuyordu. akşam davet ettim ama yemek yapmaya fırsat olmadı. bi de çoktandır canım pizza çekiyordu, o da yemek isteyince iki kişi iki orta pizza yanına da sufleleri löp diye götürdük.

benim özel durumlar çok konuşulmasın diye onunla çok yalnız kalmamaya çalışıyordum aslında. o da bunun farkındaydı ve üstelemiyordu ama artık konuşması gerektiğini düşünmüş. bi yığın şey sordu, kimisine cevap verdim kimisini geçiştirdim. gelecekle ilgili de sorular sordu. cevabı en zor sorular. bilirsiniz işte. "peki ne olacak bundan sonra" gibi. muhtemelen kendi kendine kalınca cevap veremediği herşeyi sordu. cinsel hayatını bilmem ama onunda başka bir karmaşası var içinde. odaklanamıyor önemli konulara. önemli kararlar alamıyor. ben öyle değilim. bunun farkında. o yüzden neden belirsiz bi süreç geçirdiğimi sordu. net olabilecekken olmamın nedenlerini falan. malum yaşlarımız yolun yarısına yakın. yaşıtlarımızın 8-9 yaşlarında çocukları var. ailelerimizin beklentisi, çevrenin hayatımızda görmek istediği ve gerçekten bizim istediklerimiz. o anlattı ben dinledim. ben anlatırken de o. aslında benzer problemi farklı sebeplerle yaşayan iki kişi olduğumuzu farkettim. benim itirafım sonrası sıcaklığının ilgisinin biraz bundan olduğunu anladım. 

onunla bu kadar derinlere girmek iyi mi oldu kötü mü bilmiyorum. ama o gittikten sonra epey düşündüm. kafam dağılsın diye nete girdim. facebook'ta şu malum kızın online olduğunu gördüm. saat geçti ama şansımı denedim, selam verdim. cevap verdi. konuştuk biraz. sonra da müsaade isteyip çıktı. 

kafam karışık diyemiyorum. ama boş gibi. böyle vakumla geçmişi çekip çıkardılar sanki. ne böyle geçmişe bi takıntım kaldı ne de şimdi için endişem. ama gelecek biraz soru işareti. cevap bulamıyorum. bulmak için de harıl harıl bi çaba içinde de değilim. ama sanki suyun akışı beni cevaba yaklaştırıyor gibi. evre evre yaşadığım şeyler. duygularımda hislerimde sürekli bi değişim. bi yere doğru ilerliyorum ama neresi ben de bilmiyorum. hayatımda olan herşey bi başka şeyi tetikliyor sonuçta. ahmet, yakışıklı ile yaşadığım eşcinsel yaşam denemelerim sonrası erkekle ilişkinin bile cazibesi azaldı gözümde. cinsellik desen mastürbasyon düzeyinde artık. klasik bekar türk modunda yaşamaya başladım.şikayetçi miyim? ııı ııh. hayır. 

14 Eylül 2012 Cuma

tek başıma alışveriş


bugün acaip eğlendim. iş çıkışı alışverişe çıktım. tek başıma zor oldu ama aslında düşündüğüm kadar da korkunç değildi. 

önce birşeyler yemek istedim. mönüyü getirdi bi genç adam. sonra siparişi almak için elinde pda ile geldi. ben başladım saymaya, bu da işaretliyor güya. tekrar etti istediklerimi hepsi yanlış :) tekrarladım, o da tekrarladı. yine yanlış :) o kadar tatlı masum genç bi tip ki kızasım da gelmedi. gülmeye başladım, o da güldü. neyse gitti. yanımdan geçerken gülüp durdu. ben de tabii. yemek servisinde aynı şekilde idi. iyi geldi sebepsiz yere gülmek. tüm haftadır üzerimde biriken stresi bi anda aldı sanki :) yemeğin ücretine yakın adisyon bıraktım. giderken de teşekkür ettim çocuğa. herhalde sırf gülümsemek için giderim bundan sonra.

sanırım şanslı günümdü. alışveriş sırasında da bir iki mağaza dolandıktan sonra sıcak bir tezgahtara denk geldim. beni kuzenine benzetmiş :) gelip direkt söyledi bunu da. konuştuk kısa. öğrenciymiş falan :) bildiğiniz ayaküstü muhabbet ettim kızla. muhabbetin gazıyla birini giydim diğerini çıkardım. o da bana yakıştı yakışmadı yorumları yaptı :) başka mağazaları dolanmama gerek kalmadan alacaklarımı hatta fazlasını aldım. 

şimdi aklıma gelince iki tipe de gülüyorum kendi kendime. 

foto:vipdictionary

8 Eylül 2012 Cumartesi

hastalık sonrası durumum


muhtemelen bilimsel bir açıklaması vardır. hastalık sonrası hormonal dengesi değişen biriyim. özellikle testesteron hormonu seviyem tavan yapıyor hastalık bittiği gibi. o yüzden kendimle irademle mücadele içindeyim iki gündür. eskiden olsa istediğimi rahat yapardım ama şimdi aklıma da yatmıyor canım istedi diye hemen birini bulup seks yaşamak. 

neyse, bu biraz çok kişisel bi sorun.çok da eşelemiim burada :))

bu arada bişey daha var. sanırım artık paylaşabilirim. şu bayramda bursa'da karşılaştığımız bi kız vardı. öncesinde annemin facebook'tan gösterdiği falan. ortak arkadaşlarda olunca ben bunu arkadaş olarak eklemiştim bayramdan sonra. bu da naber nasıl gidiyor içerikli mesaj yazmıştı. cevap dönmüştüm. milletin paylaştığı videolar, yazılar, resimler falan ana facebook sayfasında listeye düşüyor ya. kaçtır bu kızın paylaştıkları dikkatimi çekti. geçen bir resim paylaşmıştı. hasta olduğum gün. resimde bi an sanki kendimi gördüm. aslında adam madam resmi de değil, normal bir manzara, bir yol, yol kenarında bir bank falan. bankın üstünde de küçük bir ot yeşermiş. beğendim resmi. mesaj yazdı ertesi gün "kimsenin ilgi göstermediği bu resimde ne buldun" diye. sanırım gereğinden fazla içten bir cevap yazdım. derken uzun bir mesaj silsilesi içinde epey bişey konuştuk. garip bi durum. yani açıkçası cepten facebook'a mesaj geldi mi diye bakıp bakıp duruyorum. 

kadın da güzellik iyi bişey ama daha iyisi akıl bence. diğer erkeklerin aksine akıllı kadın güçlü kadın korkutmaz beni. hatta daha yaklaştırır kendine. hani bu olayla çok ilgisi yok bu sözlerimin. ama benden 8-9 yaş küçük biriyle bir bayanla aynı şeye bakıp aynı şeyleri düşünüyor olmak bile yeterince ilginç benim için. bu kadar niye anlattım bilmiyorum. ama yalnızlık hissimi azaltan bişey şuanda. sanal da olsa yazışmak, evllilik gibi ciddi konulara girmeden, seks falan düşünmeden. şuan ihtiyacım olan saf temiz şeylerden biri sanırım. belki vakit kaybı. ama kafayı duvara baka baka yemekten iyidir.

off ne çok yazdım yine. 
herkese iyi haftasonları şimdiden :))

foto=socialmediamagic.com

5 Eylül 2012 Çarşamba

hastayım ve yalnızım

mızmızlık olarak algılamayın ama ben yalnızken hasta olmaktan nefret ediyorum.

baştan alayım. hastayım şuanda salya sümük. sabah işe gitmedim, evde yatıyorum. en kötüsü her yanım dökülse de her işimi kendim görmek zorunda kalmak. kimseyi de aramadım hayatından bezdirmemek için :) size yakınıyor gibi oluyorum ama sorun etmezsiniz umarım :)

bu arada ilaçlarımı aldım, her türlü kocakarı formüllerini kaynattım pişirdim yedim içtim. uzanmış, iyileşmeyi bekliyorum. yarına ayağa kalkmam ve mutlaka işte olmam gerekiyor. umarım içlerinden biri işe yarar :)

3 Eylül 2012 Pazartesi

herşey dahil


miskin bir tatile ihtiyacım vardı. 30 ağustos'u cuma ile birleştirip 4 günlük bir tatil yaptım güneyde. aslında konseptine karşı olsam da özellikle herşey dahil seçtim bu defa. 

güzel oldu. yüzdüm, kitap okudum, müzik dinledim bol bol. spor bile yaptım ve itiraf etmeliyim ki bol bol yedim :) akşam yemeklerinde herşeyden biraz tadayım derken 1,5 kilo aldım geldim.

güzel insanlar vardı çevremde. kız, erkek. türk, yabancı. tanıştık bikaç insanla. hatta yakınlaşır gibi de oldum biriyle ama biraz geri çektim kendimi. amacım kafa dinleme tatili idi. bunun dışına çıkmak istemedim. 
iyi ki de öyle yapmışım diyorum şimdi.

foto=flickr, ben harding

28 Ağustos 2012 Salı

iş, etik, vicdan

iş ortamında kimseye güvenmemek lazım. bu kişi arkadaş kategorisinde bile olsa. hatta belki enaz onlara güvenmek lazım. çünkü ençok onların kelekleri insanın canını sıkıyor. 

yukarıdakilere yazdıracak bir iş günü yaşadım. başkasının emeği üzerine nasıl konulur, nasıl reklam kokan işler asıl işlerine tercih edilir tekrar gördüm. midem defalarca bulandı. vicdanımla onurumla gurur duydum. 

ne mutlu bana.

22 Ağustos 2012 Çarşamba

olan biten

selam herkese.

öncelikle geçmiş bayramınız kutlu olsun. yani umarım olmuştur :) kısa da olsa bir tebrik yazamadım. daha doğrusu yazmak istemedim. blogu açınca olup biteni anlatırım diye korktum açıkçası.

ufak ufak bir yığın şey oldu son bir haftada. ahmet'le uzun telefon görüşmemiz, yakışıklıdan gelen bayram tebriği, annemin facebook'tan daha önce gösterdiği kızla bayramda karşılaşmamız. 

bir de aldığım bir mail istemediğim şekilde platonik bir aşkın ortasında kaldım. bilmemem gereken şeyler öğrendim. üstelik olaydan habersiz olan kişiyi de tanıyormuşum falan filan.

ruh halimi sorarsanız. iyi sayılmaz. bir memnuniyetsizlik var üzerimde. tatminsizlik. dönemsel bişeydir belki. geçer diye umuyorum.

12 Ağustos 2012 Pazar

özetle

bir yığın şey yazdım ama sildim sonra. kısa ifade etmek gerekirse resimdeki gibiyim. hayata bi s..tir çekesim var.

foto= tumblr, luaneduart

8 Ağustos 2012 Çarşamba

badman


pazar akşamını anlatmadım. çok ilginçti. dışarı gezmeye çıkmıştım. 12 gibi geldim eve. yolda bir arkadaş aradı ama yine eşref saatim tutmuş arabada son ses sevdiğim şarkılara eşlik ediyorum diye duymamışım. eve çıkınca farkettim. aradım açmadı. sonra o aradı. yatak odasının penceresini havalandırmak için açtığı anda içeriye 2 yarasanın girdiğini ve yatağın üstünde daireler halinde döndüklerini söyledi. hatta ilk aradığında iki tane imiş. sonra 3 olmuşlar. önce çağırmak istemiş ama geç olunca gerek yok dedi. ben kapıyı kapat çıkarlar dedim ama "onlar çıkmadan uyuyamam. yuva falan yaparlar" diye korktu. bu arada nette yarasa nasıl kovulur diye bakmış, yarasanın korkunca işediği, sidiğinin de kör ettiğini falan öğrenmiş. bazı yarasaların kuduz olduğunu falan. acayip korkmuş :) 

gelme gelme diye ısrar edince kapattım telefonu ama sonra içime sinmedi. indim aceleyle gittim yanına. bi girdim eve, yatak odasına 3 yarasa :) o yaklaşma dese de elime sopa gibi birşey aldım odaya daldım. geri çekti. ısırırlar diye bişey verdi uzun kollu, bi de yarasalar ölür diye sopayı aldı süpürge gibi birşey verdi. yaklaşık 10 dakika süpürgeyi havada savurdu. o kadar yoruldum ki iki de bir kol değiştirdim. son psikopat yarasa çıkarken ben sırılsıklam olmuştum. havlu verdi kurulandım. çıkacaktım ki; "ya uçmayan saklanan kaldıysa" dedi. koca adam ciddi ciddi korkmuş :) neyse, kaldım o gecede orada. sabah erkenden döndüm eve. o da hemen o akşam pencereye sineklik gibi birşey takmış. 

yalnız olan kollarıma oldu. o günden beri iki kolum ve omuzum ağrıyor :)

5 Ağustos 2012 Pazar

rüyada öpüşmek

of çok kötü bir rüya gördüm. kabus da denebilir. şimdi bizim müşterilerimiz hepsi ayrı bi dünya ama içlerinden biri korkunç bi şey. rüyamın başrolünde o vardı. benden 7-8 yaş büyük, akıllı ama kendini herkesten akıllı sanan bu adam kendine hayır demeyen insanlarla çalışmayı seviyor. her dediğine evet diyemeyenleri de işinden edecek kadar gözü dönmüş, acımasız. en son benle uğraşmıştı yakın bi zaman önce. işyerime benimle ilgili baskı yapmıştı. geçenlerde de şirkete gelmişti. tenhada görünce gidip konuşmuş, bi yanlış anlama varsa gidermeye çalışmıştım. kısa sohbetin sonunda birbirimize övgülerle yalancı gülücüklerle bitirdik sözlerimizi. ama ikimizde birbirimizi sevmediğimizi biliyoruz :) 

neyse, rüyaya döneyim. saçma sapan bir rüya. ailemi falan da gördüm. bi şekilde aynı ortamdayız, bu adam da var. hiç olmadığı kadar içten gülümsüyor bana :) sonra bişey sormak için yaklaşıyorum yanına. hatta bir iki şey konuşurken sarılıyor bu bana. ben ailem görecek diye tırsıyorum bi yandan. bu beni yere çekip öyle sarılıyor. hatta öpüşmeye başlıyor. dili bi garip yalnız. dilinin ön tarafında, dilin içine yerleşmiş dikdörtgen şeklinde sert bişey var. adam beni öpüyor ama ben hala "bu dilindeki ne lan" diyorum kendi kendime. "işte artık düştün elime" diyorum adama bakıp :) bi yanyan da aileme bakıyorum gördüler mi diye. sonrasını anlatmayayım, erotik kategoriye girer :) çok şükür ki porno sayılacak şeyler olmadan uyandım :)) yada oldu da hatırlamıyorum.

durduk yere niye böyle bir rüya gördüm anlamadım. üstelik sinir bi durum. şimdi pis herif seksi birine dönüşecek gözümde. umarım karşılaşmayız uzun bir süre.

3 Ağustos 2012 Cuma

burkulma

bugün biraz uykusuzdum. gözlerimi açamadım öğle saatlerine kadar. bi de saçları kestirdim öğlen arada :) ama az daha uyuyordum traş olurken :)) saçlar yine kısacık oldu. bıyık, kirli sakal ve kısa saç üçlemesini çok seviyorum sanırım. hem kendimde, hem başkasında :)) 

öğleden sonra gergin bi toplantı sayesinde uyandım :) iş çıkışı da bizim ekipten bi arkadaşa iftara davetliydim. aslında 2 yıldır çalışıyoruz ama ilk defa aile ortamını gördüm. evin iç tasarımına seçtikleri renklere mobilyalara perdelere bittim. aslında çok düşkünü değilim bu işlerin ama bu ev de çok güzeldi ya. ben de ara ara düşünüyorum yenilesem mi salonu diye. hani parasını geçtim bunun için mağaza mağaza dolanmak ve o taşıma zahmetleri falan acaip gözüme geliyor.

bu arada bugün akşam arabaya binerken sağ ayağım burkuldu. nasıl bi acıdır bilenler bilir. bi 5 dk arabada koltuğu yumrukladım. şuan iyiyim. tabii sabaha şişmiş görürsem şaşmam. yine de krem falan süreyim ben uyumadan.


neyse, yatayım. iyi geceler.

1 Ağustos 2012 Çarşamba

tazelenme ihtiyacı


geçen hafta verimsiz bir haftaydı açımdan. iş konusunda yani. ama spor yapmak konusunda çok iyiydi. üzerimdeki hamlığı attım diyebileceğim kadar çok spor yaptım. aslında elimden geldikçe haftada en az iki kez spor yapmaya çalışıyordum. ama otellerde böyle sırılsıklam terletecek düzeyde bir spor yapmak zor. bi de spor kafamı boşaltmam için de iyi oluyor.

haftasonu dostlarla iftar yaptık. daveti itirafı yaptığım dostum yapmıştı. hatta bu seferki organizasyonun sorumlusu da oymuş. güzeldi, güldük eğlendik. sarıldım hepsine doya doya. tabi itirafta bulunduğum dostuma daha dikkatli ve az sıkı sarıldım. nolur nolmaz. beni yanlış anlayıp, benden korkacağı bir duruma sebep olmamak lazım.

bugün yakışıklıyı gördüm bi de. o beni görmedi. bişey alıp eve dönerken evinin önünden geçtim arabayla. oralarda olabilir diye bakarken eve doğru yürüyordu. garip oldu içim. ama yapacak bişey yok dedim kendi kendime. eve geldim. biraz daha düşündüm. sonra hata ettiğimi anladım. geçmiş bitmiş bi durumun beni bu kadar etkilemesine müsaade etmemek lazım sonuçta. haberler, müzik, film derken geçti. 

aslında çok garip bişey insanın bazı şeyleri geçmişte bırakabilmesi. hem rahatsız ediyor insanı kolay unutan basit biriymişim gibi, hem de güven veriyor gelecek adına. bugün daha çok güven verdi. ben geçecek demiştim, geçiyor işte. daha da mutlu olacağım günler de gelecek mutlaka. bu konuda kadere güvenim tam :) tabi ben de elimden geleni yapacağım bunun için. bunun için derken sadece aşk sevgi anlaşılmasın. insan bunlar olmadan da çok mutlu olabiliyor sonuçta. şudur diyeceğim bişey yok aklımda ama sanırım bana beni iyi hissettirecek bir yenilik lazım. gittiğim salondaki yoga plates kurslarına katılabilirim ya da üniversitede ders verebilirim mesela. haftada bikaç saat. asistanlık günlerimde nefret etmiş olsam da şimdi acaip rahatlatıcı olabilir haftada bi iki saat farklı yüzler görmek. tabii bu seçeneği çok daha ciddi düşünmem lazım. uzattım bu defa. ama sanırım dertleşmiş gibi oldum. dinlediğiniz için teşekkürler :) ve herkese iyi geceler ;)

foto= mutfakdefteri.com

24 Temmuz 2012 Salı

oruç deneme 1 2

yine uzattım arayı. acil bi seyahat etmem gerekti. işle ilgili. yorucuydu ama döndüm haftasonunda. onun dışında değişen birşey yok hayatımda. itiraf sonrası dostumla da muhabbetim de azalma ya da bozulma olmadı. bu anlamda da rahatladım. iyi gidiyor hayat şimdilik.

bugün oruç tutmayı deneyeceğim. kalkıp hafif bişeyler yedim. bol bol su ve çay içtim :) sanırım en çok buna ihtiyacım olacak. 

bi de annemin yeni bir atağı var şu ara. bi kız bulmuş. bilmem kimin nesiymiş. facebook'tan zorla bi kıza baktırdı bana :) beğendiysen gel görüş tanış diyor. yorum yapmadım. "yoğunum şu ara, bakarız" diye geçiştirdim. güzel düzgün bi kız görebildiğim tek resimden anladığım kadarıyla. ama ben böyle tanışların içinde olduğu, bi buluşmanın bile evlilik detaylarına dönüşebildiği bir buluşmaya cesaret edemem şu ara. istanbul ve ben, iyiyiz şimdilik.

10 Temmuz 2012 Salı

yeni arkadaşlarım

geçen anlatacaktım yarım kaldı. şu iş seyahatimde tanıştığım arkadaşlardan bahsedecektim.

sıkış tıkış bir arjantin restoranında tek başıma yemek yerken yanıbaşımda türkiye'den bahseden 4 kişilik bir grup vardı. kötü şeyler söylemiyorlardı, zaten biri kalkan'dan yeni gelmişmiş. tutamayıp, "i am turk" diye selamladım. önce gülüştük. sonra kısa konuştuk. ikisi sevgili idi. ingiliz onlar. diğer çocuk italyan, diğer kız da japon'du. ne ekip ama :) yemekten sonra bi yere gidiyorlardı davet ettiler. takıldım onlara. ne cesaret benimkisi de. enazından benim gibi biri için cesaret. muhabbetleri çok güzeldi. daha sonra da 2 kez biraraya geldik. hatta biri ev aile ortamıydı. sicilyadan çok uzakta bir italyan aile ortamı. kendimi ilk defa bu kadar rahat hissettim henüz tanımadığım insanların yanında.

benim için istisnai bi durum oldu ama güzeldi. buraya davet ettim hepsini. mutlaka geleceklerini söylediler. facebook arkadaşı da olmuştuk orada iken. ben girmemiştim bi süredir resimleri tag'lemişler, olay olmuş. arkadaşlar "ne iş" diye sordular :) 

özetle şu: samimiyetin milleti yok :)

6 Temmuz 2012 Cuma

itiraf sonrası

demin yorumları okuyunca cesaretlenip aradım dostumu. nasıl olduğunu sordum. iyi olduğunu söyledi ve asıl benim nasıl olduğumu sordu. "bilmem" dedim. istersem görüşmek istediğini söyledi. haftasonu bursa'da olacağımı ama pazar akşam dönmüş olacağımı ve görüşebileceğimizi söyledim. ekstra bişey çıkmazsa buluşacağız bakalım. 

onun dışında iyiydi son iki gün. bu akşam da çıkışta arkadaşlarla yemek yedik bir yerlerde. yemek kötüydü ama sohbet güzeldi. yurtdışından konu açılınca yemekteki bir arkadaşın yurtdışı anılarını dinledik, gülmekten gözlerimiz yaşardı. şimdi bile aklıma geldikçe gülüyorum. :))

3 Temmuz 2012 Salı

itiraf

aslında bi daha yazmam diye düşünmüştüm. bir veda yazısı bile yazmayacaktım. moralim bozuktu, çok yalnız hissediyordum, üzgündüm vesaire.

uzaklaştım biraz buralardan. uzun bir iş seyahati oldu. sanırım son 3 yıldır yaşadığım en uzun seyahatti. farklı geçti bu defa. epey bi kısmında yalnızdım. yani işyerinden birileri yoktu yanımda. haftasonları gezdim bol bol. hatta arkadaşlar bile edindim. onu ayrıca anlatırım.

dün çok farklı bir gündü, daha doğrusu akşamdı. bizim ekipten benim gibi bekar olan dostum aradı. "özledim, görüşelim" dedi. tabi böyle içten ve samimi sözler herkes gibi benim de ruhumu okşuyor. mesaiye kalacaktım, iptal ettim. hatta erkenden geldim bişeyler hazırlarım diye. geldi, hoş beş yemek derken. sohbet ettik uzun uzun. dertleştik anlatabildiğim ölçüde. muhabbetin gidişatı, yılların verdiği arkadaşlık. garip bi ortam oldu. sanki bişeyler söylememi bekler gibi bir hale girdi. "evet, camı ben kırdım" demek zorunda kalan bir çocuk gibi hissettim bi ara. sonuçta birbirimizin hayatındaki biçok şeyi biliyoruz yıllardır. ama o bişeylerin eksik kaldığının farkında. bunu da bikaç kez net ifade etmişti. 

dün akşam farklıydı bu yüzden. belki yaşadığım ayrılık, uzun süren iş seyahati falan da beni böyle bir moda soktu. "nasıl söylenir bilmiyorum" diye mırıldandım. "evet, dinliyorum" dedi. bikaç giriş cümlesi daha kurmaya çalıştım ama saçmalıyordum resmen. o an gözgöze geldik, sarılıp ağlayacak gibi oldum. o garip histen de cesaretlenerek pat diye "ben biseksüelim" dedim. gözleri irileşti önce sonra normale döndü. bakamadım zaten, tepkisini anlamak için bakıyordum gizliden. elini omzuma koydu. biraz öyle sessiz durduk. "tahmin ediyordum" dedi. böyle demesine şaşırdım biraz. soramadım sebebini hatta utandım. sustuk öyle. belki bi onbeş dakika öyle kaldık. yine o girdi lafa. "bana bu konuda güvendiğin için teşekkür ederim" dedi. zaten dolmuştum ben o ana kadar. kendimi tutamayıp sarılıp ağladım."üzülecek bir durum yok, sakin ol" dedi. sorgulamadı hiçbirşeyi, yorum da yapmadı. biraz daha durduktan sonra müsaade istedi. çıkarken "için rahat olsun, bu aramızda kalır" dedi. "biliyorum" dedim. bi daha sarıldık. sonra gitti. tabii ben uyumadım gece üçe kadar. yatakta bi o yana bi bu yana. pişmanlık değil ama hani doğru mu yaptım yanlış mı yaptım diye düşündüm.

bugün aramadık birbirimizi. muhtemelen benim rahatsız olmamdan çekindi. aslında ben hala biraz utanıyorum. hani kendinden utanır mı insan. utanabiliyormuş. yanlış bi his belki, ama bi süre böyle olacak sanki. sonrasını bilmiyorum.

bu arada istanbul'u çooook özlemişim. haftasonu da bursa yapmam lazım. annemi babamı kardeşlerimi de çok özledim. 

10 Haziran 2012 Pazar

dostlarla piknik

saat pazar'ın 7si. ama ben 6 gibi kalktım :) 
piknik yapacağız dostlarla. çoktandır ikili üçlü değil de topluca biraraya gelmek istiyordu herkes. çocuklar bebekler de olacak. ben biraz bişeyler hazırlıyorum. sonra da yoldan bi arkadaşı ve eşini alacağım.

çok güzel bir gün olacak hepimiz için. 
tavla, voleybol, ve bizim kızların değişmez eğlencesi ip atlama. 

herşeyi geçtim de çook ihtiyacım var hepsine birden yakın olmaya. bu açıdan çok iyi olacak

foto= thisisjorge.com