7 Ocak 2017 Cumartesi

mutlu ama endişeli

en çok ailemi özlüyorum buralarda. ama ülkemin içinde olduğu durumdan ötürü zaman zaman endişelerim özlemin önüne geçiyor. istanbul'da iken ayda bir falan ziyaret ediyordum onları. enaz bir geceyi onlarla geçiriyordum, bazen onlar geliyordu. şimdi de geliyorum 2 yada 3 ayda bir ama aynı tadı vermiyor. ilk defa misafirmişim gibi hissediyorum evde. belki sebebi uzaklık, belki de biriyle bi hayat kurmuş olmamdır.

sevgilim de uzak ailesinden ama onlar bizi biliyorlar. hatta bazen gelip gidiyorlar. bir de sevimli arkadaşlarımız var. çoğu straight ve bizi olduğumuz gibi kabul eden seven insanlar. aile gibiyiz birkaçıyla. gay birliktelikler konusunda meraklı birkaç komşumuzu da saymalıyım.  

aşağılanmamak, korkmamak, korkmadan sevgisini gösterebilmek inanılmaz bir şey. ben istanbul'da da bir hayat kurmak istedim ve hayaller kurdum yıllarca ama hayallerimin içinde böyle şeyler yoktu. işte evin içinde birşeyler yaşa, belki üç beş insanla paylaş bu sırrı falan. insanın hayal kurarken bile kendine limitler koyması yada hayallerini gerçekleştirirken ordan burdan kesmesi sağlıklı değil. bir süre sonra hayattan aldığın zevk korkularının gölgesinde kalıyor. herşeyi herkesi her hareketini obsesifçe sorgular hale geliyorsun. 

keşke bizim kültürümüz ve değerlerimiz de insanların eşcinsel birlikteliği heteroseksüel birliktelik gibi destekleseydi. enazından içinde eşcinsel hisler taşıyan insanlar hislerini korkmadan yaşayabilse, çok sayıda insan hayatunda mutlu olurdu ve bu çok şeyi değiştirirdi. ülkemdeki ki benim de bir zamanlar parçası olduğum durum ile ilgili gözlemim ise şu: hayal ettiği yaşayamayan insanlar yaşadığı kirli hayatı hayal ediyor. zamanla hayaller kirlenmiş, gerçekler kirlenmiş, hisler kirli, ruh sağlığı bozuk çoğunlukla.

umarım herkesin bir çıkış yolu vardır bu çıkmazdan.

2 yorum:

  1. Kıskançlıktan ölüyorum şuan.

    YanıtlaSil
  2. kendini çekip atabilme gücüne erişebilmiş olman çok iyi bebiş. dediğin gibi, ne kadar temiz tutmaya çalışsak da birisi çıkıyor ve o bemmmmmbeyaz, terrrtemiz hayallerin ve hislerin üzerine altı çamurlu botlarıyla basıveriyor.

    yavaştan unutmaya çalışsan iyi olur buraları. çünkü gerçekten her geçen dakika daha fazla karanlığın içine giriyoruz. alacakaranlık ne zaman kendini gösterir, belirsiz. belki bizim jenerasyon dahi göremeyebilir.

    neyse, yaz arada, öptüm.
    xo

    YanıtlaSil