
eski blogu shutdown etmeden önce anlatmıştım eski kız arkadaşımı.
kızın hayatımı nasıl değiştirip evlilik hayalleri kurarken pat diye gittiğini ve benim kadınlardan uzaklaşmamı, böyle bir hayatı tercih etme sürecimi. onu unutmak için uzun süre iyice saçmaladığımı ama bişekilde başardığımı. nisan başı gibi tam ahmetle yeni tanıştığımız günlerde bu kızın bir şekilde yeni telefonumu bulup babamın rahatsızlığını bahane ederek geçmiş olsun demek için aradığını. yüz vermediğimi. aynı kuyuya bidaha düşmek istemediğimi size anlatmıştım.
ahmet'in geçen yıl yaşadığı ilk ve saplantılı duygusal ilişkiyi ve ayrılık sonrası depresyon sürecinide anlatmıştım.
ahmet o adamla hiçbi şekilde görüşmüyordu ama adam bişekilde onu bulmuş. o olduğunu anlayınca telefonu kapatıp numarayı engellemiş. bu seferde başka numaradan aramış "lütfen kapama konuşalım" diyerek biraz konuşturmuş. yufka yürekli salağım benim. neyse adam kapadıktan sonra hemen beni aradı canımın içi, anlattı detaylı. aramızda zaten böyle bi anlaşmamız var. "madem bu zor yolda beraber yürüyeceğiz, o zaman asla bişi saklamıycaz birbirimizden" diye. dinledim, dinlerken gerildim. o an yanımda olsa o adam, muhtemelen çok pis döverdim. bana akıl danışınca fikrimi söyledim. onu çok sevdiğimi ekledim cümlelerime. "seni seviyorum"u eskitmemeye çalışıyorum ama o an bunu duymaya ihtiyacı vardı. ben zaten hergün onu sevdiğimi söylesem bıkmam. ama hala gerginim. ona değil o adama.
bu insanların ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum. içimizde kapanması zor yaralar açan onlar. kanama halinde yalnız başımıza her kötülüğe açık bırakan onlar. şimdide hiçbişi olmamış gibi yırtık çorap gibi zort diye çıkan onlar. ne yüzle geldiklerini anlamıyorum. sanırım gidip dolanıyolar. karşılaştıkları insanların bizden daha .ok olduğunu görünce dönüyorlar. ama bu kalpte plastikten değilki ezişip büzüşüp aynı hale gelebilsin yada demirden değilki kırılmasın.
fotoğraf=graphicshunt