midem bulanıyor akşamdan beri. bu akşam yediklerim biraz yağlıydı. aklıma geldikçe kusacak gibi oluyorum ama kusamıyorum da. güya spora gidecektim sırf kötü olabilirim diye kaldım. arkadaşla lafladık biraz, milli maçı seyrettik. paralelde kucagımda laptop, internette dolanıyordum. o ara telefon geldi ahmetten. 1 saate yakın konuştuk. kafası karışık, kızla bozuşmuşlar biraz onu dinledim. dışarıdan her halini bilen bi göz olarak bir iki tavsiyede bulundum. onu dinlerken içimde bişeylerin bu durumdan memnuniyet duyduğunu farkettim. bi yandan dinlemeye devam ettim bi yandanda artık bi anlamı olmayan bu histen ötürü kendimden utandım.
hani hayatta bazı şeyler vardır yeniden yaşanamaz. belki o anda öyle kalsa sonsuza kadar aynı kalacak gibidir ama o an tersi şeyler olunca kırılan bi vazo gibi hiçbişeyin telafisi olmayacaktır. bizimde aramızda olan böyle bişeydi. böyle 3-4 an vardı herşeyin geri dönüşü mümkünken içinden çıkılmaz hale gelen. artık böyle 5. bi anı kaldırmıyor benim iç dünyam. o yüzden içim biraz rahat ve kendimi ahmet konusunda anlık kafa karışıklarından öteye götürmüyorum. kaldıki yanında iyi hissettiğim bi kız var hayatımda. bu fikir bile beni mutlu ediyor. bilinçaltımda saklı yalnız olma yada daha doğrusu yalnız kalma arzumu bir kırabilsem izmirliye karşı daha rahat olacağım, daha hızlı adımlar atacağım ama bi taraftanda herşeyin zaman içinde gelişmesini istiyorum. zaman herşeyin ilacı zaten ve de en iyi öğretmen. bakalım yarın neler getirecek dünyama, neler götürecek.
foto="shake it all about" filmi
















