
kafamda hala aynı soru var.
"biseksüellik bir zaman sonra yerini homoseksüelliğe yada heteroseksüelliğe bırakıyor" genellemesinin doğruluk derecesinin ne olduğu.
ya aslında insanlar tür tür. cinsel açıdan kastediyorum. eğer sayısal bi analoji kurarsak; diyelimki heteroseksüellik 0(sıfır) olsun, homoseksüellikte 1(bir).
tam 0 olan kişiler hiç bi şekilde hemcinsine cinsel arzu taşımayan kişiler. sanırım mevcut hayat en çok bu kişiler için yapılanmış ama gördüğüm kadarıyla sayıları 5-10%u geçmiyor.
tam 1 olan kişilerde karşı cinse cinsel olarak hiçbişey hissetmeyenler oluyor. bunlarda bence şanslı kişiler. çünkü istediklerinde netler. yani ne istediklerini biliyor öyle yaşıyorlar. (yada yaşayamıyorlar baskın sebepler yüzünden) bunlarında yüzdesinin aynı oranlarda 5-10%larda olduğunu düşünüyorum.
0ile1 arasında olan kişilerse en zor durumda olan insanlar. eğer cinsel eğilimleri ondalık derecelendirirsek, 0.1-0.2-0.3-0.4-0.5-0.6'ya kadarki gruptakilerin çoğu birkaç eşcinsel deneyim sonrası yada böyle deneyim bile kazanmadan evlenerek toplumsal hayata adapte olabilirler. hatta bazıları(özellikle 0.1-0.2 grubuna girenlerin çoğu) eşcinsel taraflarını asla farketmeden bile yaşayıp ölebilirler. ama 0.7-0.8-0.9(hemcinsine olan cinsel arzuları karşı cinse olandan çok çok fazla) olan kişiler hayatın sunduğu standart ile kendi arzularının yoğunlaştığı ilişki şekli arasında kalırlar. bu arada kalmak kişiyi yıpratmakla kalmaz üstelik ya yalnızlaştırır yada seksopat adamlar haline getirir. hayat bunlar için cidden zordur. çünkü hep bir içmücadele içindedirler.
tahmini olarak insanların 80%inin 0ile1 arasında olduğunu düşünüyorum. ama tabi farklı yerlerinde.
bide bence bu oranlar tabiki yaşanan tecrübelerle değişen ve gelişen şeyler. yani birisi hemcinsiyle asla unutamayacağı güzellikte cinsel süreç yaşamışsa 0.1'lerde(kendini nerdeyse full heteroseksüel sanan biri) iken 0.5'lerde bir yerde durabilir. veya aksi durumda oluşabilir. 0.9'larda (kendini nerdeyse full homoseksüel sanan) biri karşı cinsle yaşayacağı güzel cinsellik sonrası ibre o tarafa kayabilir. ama tabi bu dediğim örnekler 0 ile 1 arasındaki kişiler için.
tüm bu anlattıklarım işin cinsel tarafı. duygusal tarafı içinde benzer bir 0 ve 1 analojisi kurmak lazım. çünkü cinsellikle duygusallık tamamen paralel işleyen şeyler değiller. sadece karşı cinsi arzulayıpta onlarla duygusal bir sürece giremeyen insanlar vardır. yani cinsel açıdan 0 olan biri beri duygusal açıdan 0.5lerde olabilir. bende kendimi bu iki analojideki istisna tiplerden biri olarak görüyorum. şuan itibariyle cinsel açıdan 0.3lerde, duygusal açıdanda 0.8lerde olduğumu düşünüyorum. cinsel açıdan bir kadın beni daha çekerken neden erkekler derseniz, sanırım elde etmek isteyince onlara ulaşması ve uzatmadan hayatından uzaklaştırması daha kolay olduğundandı derim ama şuanda aylardır her iki tür seks yaşamışlığım yok. duygusal olarak ise aslında ahmet'ten önce 0.5lerde hiçkimseye baglanmayı düşünmeden duruyordum öylesine. ama herşey onunla epey bi değişti. hani bi başka erkeği böyle sevebilirmiydim bilmiyorum ama onunda bir erkek olduğunu düşünerek kendime duygusal konum itibariyle 0.8'lerde bi puan verdim. birde güzel bi ilişki yaşıyor olmama rağmen aralarda bazı kadınların o kadınsı hallerinin içimi hoplatabilmelerini hesaba katarak 0.9 demedim.
tabii tüm bu derecelendirmelerin üstünde bişey var:
SEVGİsevgi cinsiyeti olmayan bişey. o nedenle asıl ölçünün cinsel ve duygusal eğilimlerin oranlarından çok sevginin şiddeti olması gerektiğini düşünüyorum.
önemli not= bu yaptığım şeyler genelleme gibi görünsede değil. sadece bugüne kadar yazıştığım binlerce insanın samimi hikayesinden bi çıkarımdı, bide kendi gözlemlerimden. size saçma gelebilir. saygı duyarım.
fotoğraf=deviantart, templanza